22 Nisan 2007 Pazar

Körfez Ağlıyor





Hava basıktı tüm gün
nemli, sıcak.
Sanki, Tanrı’m kararlıydı;
beni boğacak.

Körfez gaz koktu sabah beri.
Kerpe tarafında kara bulutlar,
arkasından şimşekler, yıldırımlar.
Lastik fabrikasının bacası da tepti geri,
yayıldı da yayıldı şehre pis dumanlar.

Dereydi yine Körfez,
kahverengi çağladı.
Atamadı dibine çökmüş kasveti
kıpraştı, dellendi, kıvrandı.

Az ileride koç gibi market
ötesinde mobil yüzellibeş
köşede çöpü karıştıran bir çocuk;
sen de oniki, ben diyeyim yaşı
daha onbeş.

Otogar yolu var ya,
“Çocuk Köyü”nün önünden geçen,
bir şimşek de tepesinde çaktı,
”ne işim var benim burada” derken.

Karanlıktı balonlarla süslü binalar.
Direğe sarılmış, bayrak da mı ağlar?
Kalmasın istiyordu belki, gözyaşları sabaha
malum ya, bayram kutlamaya gelecek, ağalar.

Bahçe girişindeki kulübede bekçi,
uyuyakalmış besbelli.
Kollarını kavuşturmuş göğsüne, kendi sıcağına sarılı
açık kalmış radyosunda bir şarkı:
“Yaralı, tepeden tırnağa herkes yaralı…”

..ve kırık bir camdan
gelen hıçkırık;
minicik bir candan,
gökgürültüsüne karışık:

“çok korkuyom anam, nerdesin?”


Yıldırım düştü yüreğime, yürüyemedim,
“uyu bebeğim, uyu..
”uyandığında neşe dolacaksın”

diyemedim.

Ötede market, köşede mobil yüzellibeş
hava ıslak, gök gürültülü,
pis bir koku;

leş mi leş.


Saat, olmaz olası sıfır üç…
öksüz, yetim yavrular uyuyamıyor
sabah, Nisan 23...
Körfez, yine ağlıyor.





M.Müfit Uzman
22/23 Nisan 2005

Etiketler: , ,